<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916</id><updated>2011-07-08T06:04:14.039-07:00</updated><category term='Joseph'/><title type='text'>ÖZ-Günce</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916.post-2902525829885556492</id><published>2009-12-02T12:15:00.000-08:00</published><updated>2009-12-02T12:16:25.054-08:00</updated><title type='text'>Sen hiç muz ağacı gördün mü?</title><content type='html'>Havadaki nem dışında sıradan bir akşamüstüydü. İnsanlar işlerinden çıkmış lokantalara gitmişlerdi. Çok az kişi evde yemek yerdi burda. Zaten şehrin en önemli gelir kaynağı da lokantalardı. Civar şehirlerden insanlar burdaki yemekleri tatmak için gelirlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Allgreen de bunlarda biriydi, et ürünleri de satmasına yağmen dikkat çeken özelliği hertürlü bitkinin yılın her zamanı bulunabilmesiydi. Hatta ön tarafındaki bahçede tüm yıl ürün veren bir muz ağacı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Bahçede de masalar olmasına karşın asıl restorant içerdeydi. Geniş tavanlı tahta dçşmeli bir ____ di. Masalar ______ nın iki tarafına konulmuştu. Normal retorantların aksine biri sağda biri solda olmak üzere iki mutfağı vardı. Her mutfak kendi tarafındaki masalarla ilgilenirdi ve birbirlerine karşı bir yarış içinde gibiydiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    İki taraftaki masaların arasındaki boşlukta yerden biraz daha yüksek bir platform vardı. Burda çeşitli gösteriler oynanır ve duyurular yapılırdı. bugun ise insanlar sadece yemkelerini yiyordu.Daha sonra...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6839920909039309916-2902525829885556492?l=961incisayfa.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/2902525829885556492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2009/12/sen-hic-muz-agac-gordun-mu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/2902525829885556492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/2902525829885556492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2009/12/sen-hic-muz-agac-gordun-mu.html' title='Sen hiç muz ağacı gördün mü?'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916.post-3888430987858041953</id><published>2009-07-06T20:25:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T03:03:19.005-07:00</updated><title type='text'>Tatil -Ev</title><content type='html'>Döndüm sonunda eve özlemişim ya :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmaya karar verdim yine ama her zaman ki gibi yazıcak bişey bulamadım aklıma geldiğinde de yazıcak bir şey olmuyo elimde. [olmadı bak yine :D]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyaları yazıyım en iyisi evet yani yarından itibaren yazıyım rüyaları güzel olabilir aslında.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6839920909039309916-3888430987858041953?l=961incisayfa.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/3888430987858041953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2009/07/tatil-ev.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/3888430987858041953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/3888430987858041953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2009/07/tatil-ev.html' title='Tatil -Ev'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916.post-3488759483031629043</id><published>2009-05-04T06:45:00.000-07:00</published><updated>2009-05-05T11:08:51.048-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Joseph'/><title type='text'>Wabisken</title><content type='html'>Acele etmeliydi onun yaptığını kısa sürede fark edebilirlerdi. Kapıyı yavaşça araladı ve etrafına baktı. İki yöne de 10 metre uzanan ince bir koridordaydı. Her iki tarafında da 5 tane, her biri farklı şekilde eski tarz desenlerle kaplanmış kapılar vardı. Koridor iki yönde de başka koridorlara dik bir şekilde bağlanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Joseph kapıyı kapattı, önce sağa sonra koridorun sonundan tekrar sağa döndü. Koridorun tam ortasında şaşkın bir ifadeyle kendisine bakan bir nöbetçi vardı. Joseph koşmaya ara vermeden sağ kolunda sakladığı bıçağı Wabisken’i [isim bulmak konusunda rezilim evet, Wabisuke'den çakma isim :)] eline aldı ama bıçağın kabzasına ve içindeki sisteme takılı olan iki ince ipin bir ucu hala kolundaki gizli makaradaydı. Adamın vuruş mesafesine girmesine iki adım vardı. Adam sağ yumruğunu savurdu. Joseph sağa adım attı eğildi, adamın savurduğu kolunu sol eliyle yakaladı, kendine çekti ve Wabisken’i adamın karnına sapladı. Adam acıyla bağırıp sol kolunu Joseph’e doğru savururken Joseph makarayı serbest bırakıp adamın sağından yuvarlanarak yumruktan kurtuldu ve karşıdaki pencereye doğru koşmaya başladı. O koştukça makara ipi serbest bırakmaya devam etti. En sonunda pencerenin önünde makarayı sabitledi. “İpi sıkı tutsan iyi olur.”  Diye seslendi ve pencerenden [galiba burası balkon olacak] aşağı atladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İpin çekilmesiyle hala adamın içinde olan Wabisken’in kenarları kanca şeklinde iki yöne doğru açılıp adamın iç organlarını parçaladı ve kemiklere sıkıca tutundular. Adam bir çığlık attı ardından karnından öne doğru çekilirken iki koluyla sıkıca ipi yakaladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Joseph makarayı yavaş yavaş bırakarak aşağı iniyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi ara deftere yazdığım bi geveleme pek bir şeye benzemiyor :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6839920909039309916-3488759483031629043?l=961incisayfa.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/3488759483031629043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2009/05/wabisken.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/3488759483031629043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/3488759483031629043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2009/05/wabisken.html' title='Wabisken'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916.post-8207664750775460932</id><published>2009-03-03T07:16:00.000-08:00</published><updated>2009-03-03T07:19:17.694-08:00</updated><title type='text'>Geometri</title><content type='html'>Yazamamak bi türlü yazamamak başlayan her yazının başlıkta kalması durumu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ctrl+a ve delete daha yaptıktan sonra boş olarak gönderiyorum. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6839920909039309916-8207664750775460932?l=961incisayfa.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/8207664750775460932/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2009/03/geometri.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/8207664750775460932'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/8207664750775460932'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2009/03/geometri.html' title='Geometri'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916.post-6135326461359118942</id><published>2008-12-06T02:30:00.000-08:00</published><updated>2008-12-06T02:52:47.910-08:00</updated><title type='text'>[güzel başlık bul:)]</title><content type='html'>Bakalım ne var yok bu ara :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prison Break&lt;br /&gt;11.bölüm mantık hatalarına rağmen güzel bi bölümdü.12.bölüm ise daha başından güzeldi general'in diğer kartlara ihtiyacınız var demesi falan michael'in kartları çıkarması general'in yüz ifadesi...taki son ana kadar 2saat olmuş ama konvoy gelmemiş hala sonra michael en sonunda akıl eder zarfın içine bakmayı aha da boş :Z o zamana kadar aklın nerdeydi sonra self.. diye kalırsınız tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada self acemi güzel ajanı vurmakla meşguldür [oda ayrı bi aptal t-bag le gretchen gate dekileri rehin almışken ne diye kendin kurtarmaya kasıyosun arasana 911i dimi yani]. Nedir para mı istiyosun git japon elemanın aletini al paraya para demessin ama yok [bi ara alet selfdeyken japon diyodu galiba bi alt kata girsen zengin oluruz falan diye ama nerdeee] illa son anda satıcan dimi, inşallah self'in bu son andaki satış olayını bi mantığa oturturlar inş. Bu arada tabi 13.bölüm çıktı ama elde olmayan sebeplerden dolayı izleyemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bleach [manga 188-animede 110 civarına gelmediyseniz okumayın]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anime şu an orta halli fillerla gidiyor [69u izledimde en son :) 109'a kadar böle galiba]. &lt;a href="http://chocobomanga.blogspot.com/2008/11/bleach.html"&gt;Manga&lt;/a&gt;da 188de olaylar çoştu kurosaki ailesinin bu ruh gücü fazlalığının nedenini öğrendik. Meğerse babası shinigami'ymiş hatta imalarından anlaşıldığı kadar bir kaptanmış galiba urahara'yla arkadaşmışlar sonra urahara'nın rukia'da da kullandığı gigai'lerin içine girmiş falan ama 20yıl sonra bile bi arrancar'ı rahatlıkla yendi.Bide Urryu'nun cins babası Ryuhan var güçlerini veririm ama shinigamilere yardım etmicen falan diyo. Öbür tarafta [soul society =)] ise kaptanlar toplanıyo yeniden bir daha ki bölümde görücez galiba toplantıyı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse geveledim yine bişeye benzemiştir inş =)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6839920909039309916-6135326461359118942?l=961incisayfa.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/6135326461359118942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2008/12/gzel-balk-bul.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/6135326461359118942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/6135326461359118942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2008/12/gzel-balk-bul.html' title='[güzel başlık bul:)]'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916.post-4382811544745067812</id><published>2008-07-25T12:41:00.000-07:00</published><updated>2008-07-28T07:07:14.528-07:00</updated><title type='text'>Rüya Günlükleri</title><content type='html'>Rüyamın başında  bizim köye doğru gidiyorum,  evin önüne gittiğimde evin satılmış olduğunu öğreniyorum ve evin  kapısının önündeyse  kutlama tarzı bişey var[bunlar yüzük kardeşliğinin etkileri galiba:D] kutlamanın ortasında bir çocuk gibi [2senedir görmediğim bi kişi] gayet geliyo gayet artistik çekilde herkes sanki onu bekliyormuş yada kutlamanın nedeni oynmuş. Kapının önünde 2 tanede at var biri siyah ve genç diğeri  beyaz ve yaşlı ardından bu atlar yarışıyor yada daha farklı bir yarışma yapılıyor aralarında yarışı siyah renkli genç at kazanıyo ve beyaz olan uzaktaki dağlara doğru ilerliyor bu sırada redkitin bölüm sonu müziğiyle credits geliyor ekrana :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[credits den sonra:D]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz atı umusamadan insanlar eğlencelerine devam ediyor ben de atın peşinden gidiyorum yatıştırıcı sözler falan sölüyorum sen koskoca düldülsün [ewt bu at düldül :D] falan.. ardından üzerine binip çöl gibi kurak ortamda uzaklaşıyoruz gittikçe hızlanıyo vede hızlandıkça ilerledikçe gençleşmeye başlıyor at [sam’in midilli gibi] dağların arasından falan ilerliyoz en sonunda ilerde bir checkpoint görüyoruz.[Team Fortress 2 dekilerden]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[TF2 ye girdik :D]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Check point e ulaştığımızda biizm takımın orayı aldığını görüyoruz ardından 2miz diğer CP ye doğru koşuyoruz at o kadar hızlanıyorki CPnin üzerinde duramıyıp devam ediyor sonra geri dönüyoruz CPde bizden başka biri yok ve x10 hızıyla CPyi alıp maçı kazanıyoruz. Ardından oyunu kapatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[oyundan çıktıktan sonra]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet cafe gibi bir mekândayız ama sadece bize ve karşı takıma özel geniş bir mekan karşı takımın kaptanının yanına gittiğimde pc de maçın istatistikleriyle uğraştığını görüyorum ve şaşıyorum çok ayrıntılı oldukları için. Bizim takımın yanına gittiğimde rahatça koltuğa oturmuş sohbet ettiklerini görüyorum. Bizim takımdan Aylin ve Hülya [bunlarada TF2 meet the videolarını göstermiştim ondan buradalar galiba] bana bişyeden bahsetmeye başlıyorlar… ardından bayadır gördüğüm en güzel rüyalardan birinden uyanıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6839920909039309916-4382811544745067812?l=961incisayfa.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/4382811544745067812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2008/07/ilk-bata-bizim-koye-doru-gidiyorum.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/4382811544745067812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/4382811544745067812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2008/07/ilk-bata-bizim-koye-doru-gidiyorum.html' title='Rüya Günlükleri'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916.post-4245220770714021002</id><published>2008-02-20T09:03:00.000-08:00</published><updated>2008-02-20T09:39:17.999-08:00</updated><title type='text'>Uyut Beni</title><content type='html'>başta yazdım biraz uyut beni ve ardından uyan şarkıları eşliğinde ama beğenmedim neden bilmiyorum belkide zoraki yazdığım için ilk yazım tamamen doğaçlamaydı şimdi şarkıya bağlı kalmaya çalıştım olmadı hayatım boyuncada böyle oldu şu konu hakkında şu sınırlarda birşey yap dersen yapamam genelde ama sınırsız olursa tek sınırım sınırsız olan hayal gücüm olursa işte o zaman bilinen sınırların çok ötesine ulaşırım çünkü benim gerçek benim hiçbir sınırı yok zamandan başka..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaman düşünün her gün banka hesabınıza 86.400 ytl yatırılıyor ama yedeğini alamıyorsunuz bir diğer güne devretmiyor o gün harcadığın kadarını harcarsın yarın yeniden gelecek bu para banka hesabına ölene kadar gelecektir ama sen bunu en doğru şekilde kullanmalısın düşünün bir gün 86.400 saniye siz bunun 8 saatini uyuyarak geçirirseniz yani hayatınızın 3 de 1'i böyle bakınca ne kadarda fazla "Sadece aptallar 8 saat uyur"'un gazına bunları anlatıyoruma ama mesala uyku değil sadece , hayatımızda ölümün ve zamanın telefasi yoktur sadece en büyük acılar bile geçer ama ölümü kimse geciktiremez vede zamanı durduramassınız işte bu yüzden daha dolu dolu bir hayat yaşamak istiyorsanız zamanın değerini bilin çünkü elinizde şu an bolca var önünüzdeki yıllar tek sayıya inene kadar ölmeyecek gibi yaşamamalısınız bence. vede en azından bir tane kalıcı eser bırakmak için yaşamalı insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurban - Uyut Beni&lt;br /&gt;Mor ve Ötesi - Uyan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şarkıların isimlerde alakalı baya :D&lt;br /&gt;neyse  zamanınızın değerini bilmeniz dileğiyle iyi geceler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edit: az önce farkettim winamp şarkı listesi karışıkta değil sıralıdaymış ondan böle olmuş bunlardan sonrada unforgiven geliyor :D&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6839920909039309916-4245220770714021002?l=961incisayfa.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/4245220770714021002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2008/02/uyut-beni.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/4245220770714021002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/4245220770714021002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2008/02/uyut-beni.html' title='Uyut Beni'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6839920909039309916.post-930371725645143096</id><published>2008-02-14T13:07:00.000-08:00</published><updated>2008-02-15T12:40:42.580-08:00</updated><title type='text'>Enter sandman</title><content type='html'>baktım tarihe 14 şubat olmuş bugün herkes mutluyken yalnız olmak kendini hiç takmasanda garip hissetmek bağırmak istemek .... seni seviyom diye ama bağıramamak aslında .... nında kim olduğunu bilememek vede en çok bundan nefret etmek etmek aşkı bulamamak garip bir duydu aslında aşk dahada garip bir duygu hiç kimseyi sevmemeyi platoniğe tercih etmem heralde malesef başka pek bir şans da yok piyasada ya aşık değilimdir yada platonik aşığımdır.&lt;br /&gt;arka planda başladı Rambo çalmaya bende o şarkıdaki gibi biriyim anlatamayan içindeki sevgiyi rambo kadar cesareti bile olmayan biriyim aslında rambo da koca bir hiç ama şarkı böyle işte direc-t den anlamlı bişey beklemek yanlış olur sonuçta kim Hasreti dinlerken ağladıki kimin akjlına olypos'a gitmek geldiki neyse fazla dağıttım galiba konuyu kurtlar vadisi misali bu arada şarkı da bitti zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayko dan kaos girdi bir soldan bir sağdan geldi ses kulaklıkda stereo ya kulaklığım yeni sayılır zaten mikrofonda al ama sonuçta bende ne kulak var ne ses dimi yani arkadan hayko bile suratın iğrenç diye bağırırken ben napıyım dimi yani sonuçta kendini pek sevmeyen ama gelecekten umutlu dışındakini değil içindekini seven bir benim belkide yalan söylüyorum bilmiyorum ama böyle olmasını istiyorum vede istediklerim koaly kolay olmaz aslında fazlada karamsar olmayım sadece biraz zaman sorunu var dadaşlarla mesala okullar bittikten sonra arkadaş olmam ne kadar garip değil mi aslında 3 yıl önce ne kadar da imkansız geliyordu bana zaten zamandan değerli ne varki dünyada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;manga dan sözü olmayan bir kapanış başladı şimdi bana bir işaret niteliğinde temposunu arttırarak neyse görüşmek üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(yazıya apocalyptica enter sandmanla başlanmıştır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Apocalyptica - Enter Sandman&lt;br /&gt;Direc-t - Rambo&lt;br /&gt;Hayko Cepkin - Kaos&lt;br /&gt;Manga - Kapanış&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6839920909039309916-930371725645143096?l=961incisayfa.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://961incisayfa.blogspot.com/feeds/930371725645143096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2008/02/enter-sandman.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/930371725645143096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6839920909039309916/posts/default/930371725645143096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://961incisayfa.blogspot.com/2008/02/enter-sandman.html' title='Enter sandman'/><author><name>Crawley</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
